KuranOkuDinle.Com Ana Sayfa

28 – KASAS SURESİ

Mekkede nâzil olmuş olup 88 ayettir. Hz. MUsâ (a.s.)’ın kıssasının Kur’ân-ı Kerimde en tafsilatlı anlatıldığı bir sUre olması itibariyle el-Kasas adını almıştır. Gerçekten, bu sUre-i şerifede Hz. MUsâ (a.s.)’ın doğumu, Mısır’dan çıkmaya mecbur kalması, Medyen’e hicreti, orada evlenmesi, kendisine ve kardeşi Harun’a (a.s.) risalet verilmesi, Firavun’a gidip ona tebliğde bulunmaları, Firavunun sihirbazları toplaması, onların yarışta mağlup olup Hz. MUsâ’yı tasdik etmeleri, Karun kıssası, Hz. MUsâ’nın İsrailoğullarını kurtarıp Mısır’dan çıkarması, onları takib eden Firavun ve ordusunun denizde boğulmaları anlatılır.

Kur’ân, Hz. Peygamber’i (a.s.) Hz. MUsâ’ya benzetir. Hz. MUsâ’ya inanmanın, Hz. Peygambere de (a.s.) imanı gerektirdiğini vurgular. 48-52 pasajı, bu hususu açıklar. SUre, son kısmında, Hz. Peygamberin tebliğinin muzaffer olacağını açıkça haber verir.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1 – Tâ. Sîn. Mîm

2 – İşte şunlar gerçeği açıklayan kitabın ayetleridir.

3 – İnanacak kimseler için, sana MUsâ ile Firavun’un arasında geçen olayların bir kısmını, gerçeğe tam uygun olarak anlatacağız.

4 – Doğrusu Firavun, ülkesinde (Mısır’da) zorbalık yaptı, büyüklük tasladı. Halkını çeşitli fırkalara ayırdı. Onlardan bir topluluğu, erkek evlatlarını kesmek, kız evlatlarını ise hayata atmak suretiyle özellikle zayıflatmak istiyordu. O, bozguncunun teki idi.

Mısır’lılar, İbranîlerin dıştan gelecek bir tehlike ile işbirliği yapacağı endişesi ile İbranî nüfusunu azaltıyorlardı. [12,43]

5-6 – Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek; Firavun’u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk. [7,137; 26,59; 29,39; 40,24]

Haman, muhtemelen, özel bir isim olmayıp eski Mısır dininde tanrı Amon’a mensup başrahibe verilen Ha Amen ünvanının Arapçasıdır. Bu sUrenin 38. âyeti ile 40,36-37. ayetleri de bunu destekler.

7 – Bunun içindir ki MUsâ dünyaya gelince annesine şöyle ilham ettik:

“Onu bir süre emzir, şayet onun başına bir şey geleceğinden endişe edersen, ırmağa bırak, hiç endişe etme, hiç üzülme;

Zira Biz onu sana kavuşturacağız ve onu resullerden yapacağız.”

8 – Firavun’un ailesi onu, kendilerine ileride bir düşman ve başlarına bir dert olması için ırmakta bulup yanlarına aldılar.

Doğrusu Firavun da, Haman da, askerleri de yanılıyorlardı.

9 – Firavun’un hanımı onu sandıktan çıkarınca, kocasına:

“Bana da, sana da göz bebeği olacak sevimli bir çocuk! Öldürmeyin onu, olur ki bize fayda sağlar, bakarsın biz onu evlat da ediniriz” diyordu.

Kendileri açısından, yanlış bir iş yaptıklarının farkında değillerdi.

Son cümledeki zamir Firavun ailesine ait olabileceği gibi genel olarak insanlar, özellikle saray mensuplarına da ait olabilir. Bu son ihtimale göre, maksatları şu idi: “Halk, işin farkına varmaz, bizim çocuğumuz sanırlar.”

10 – MUsâ’nın annesi, çocuğunun Firavun’un eline geçtiğini öğrenince aklı başından gitti, onun dışındaki her şeyi unuttu.

Eğer, Biz vaadimize inananlardan olması için kalbine sabır kuvveti vermeseydik, nerdeyse işi açığa vuracak, gidip çocuğa sahip çıkacaktı.

11 – İşte bu haldeyken MUsa’nın annesi, kızkardeşine: “Sen, çaktırmadan onu izle” dedi.

O da, kendisini ele vermeksizin kardeşini uzaktan gözetledi.

12 – Biz daha ilk günden itibaren, onun süt emziren kadınların memelerinden emmesini önlemiştik.

Kız kardeşi bu durumu öğrenince onlara:

“Ona güzelce bakabilecek, onun iyiliğine olan her işi yapacak bir aile tavsiye etmemi ister misiniz?” dedi.

13 – Böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu, fakat insanların çoğunun bunu anlamadıklarını öğrensin.

14 – MUsâ yiğitlik çağına erip olgunlaşınca Biz ona hikmet ve ilim verdik.

Biz iyilik edenleri işte böyle mükafâtlandırırız.

15 – MUsa, bir gün, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi.

İki adamı, birbiriyle kavga eder vaziyette gördü. Onlardan biri kendi kavminden, öbürü ise düşmanının kabilesinden idi.

Hemşehrisi, düşman olana karşı yardım istedi.

MUsa da bir yumruk atıp onu öldürdü.

Arkasından: “Bu, dedi, şeytanın işindendir, kötü bir iştir. O gerçekten saptırıcı açık bir düşmandır.” {KM, Çıkış 2,11 vd.}

16 – “Ya Rabbi, ben kendime yazık ettim, affeyle beni?” dedi.

Allah da onu bağışladı. Çünkü O Gafurdur, Rahimdir.

17 – “Ya Rabbî! dedi, bana lütfettiğin bu nimetler hakkı için, artık suçlulara asla arka çıkmam.”

18 – Sabaha kadar endişe içinde, etrafı kontrol ederek geceyi geçirdi.

Sabahleyin, bir de baktı ki dün kendisinden yardım isteyen soydaşı, yine imdadına çağırıyor. MUsa ona: “Belli ki sen azgının tekisin!” dedi.

19 – Bununla beraber MUsa, hem kendisinin hem de soydaşının hasmı olan adamı tutmak isterken soydaşı:

“Ne o, MUsa! dedi, dün bir adam öldürdüğün yetmemiş gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun?

Senin tek isteğin ülkede bir zorba olmaktır, asla ıslah etmek, ara bulmak istemiyorsun.”

20 – Derken, şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve dedi ki:

“Ne yapıyorsun MUsa? Yetkililer idam istemi ile senin hakkında karar vermek üzere toplantı halindeler. Beni dinlersen derhal şehri terket!

Ben, hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim!”

21 – Hemen oradan ayrılıp, hep etrafını kontrol ederek endişe içinde şehirden çıktı ve:

“Şu zalimler güruhunun elinden beni halas eyle ya Rabbi!” diye yalvardı.

22 – Medyen tarafına yönelince: “Umarım Rabbim beni doğru yola yöneltir.” dedi.

 

23 – Medyen’in su kuyularına varınca orada davarlarını suvaran bir grup insan buldu.

Onların gerisinde de, kendi hayvanlarını uzakta tutmaya çalışan iki kadın gördü

“Siz niçin bekliyorsunuz?” diye sordu.

Onlar da: “Çobanlar hayvanlarını suvarıp ayrılmadıkça, biz suvarmayız.

Babamız da hayli yaşlı olduğundan iş bize kalıyor” diye cevapladılar. {KM, Çıkış 2,16}

 

24 – Bunun üzerine onların davarlarını suvardı, sonra gölgeye çekilip: “Ya Rabbi! Bana lütfedeceğin her türlü nimete muhtacım!” diye dua etti.

 

25 – Az sonra o iki kızdan biri utangaç bir tavırla yürüyerek çıkageldi ve

“Bize sunduğun suvarma hizmetinin ücretini vermek üzere babam seni dâvet ediyor” dedi.

MUsâ onun yanına girip başından geçen olayları anlatınca o zat:

“Endişe etme, o zalimlerin elinden artık kurtuldun !” dedi.

 

26 – Kızlardan biri: “Babacığım, dedi, bunu işçi olarak tut, zira senin çalıştıracağın en iyi adam, böyle kuvvetli ve güvenli biri olmalıdır.”

 

27 – Babaları ona: “Kızlarımdan birini seninle evlendirmek istiyorum.

Buna karşılık sen de sekiz yıl yanımda çalışırsın; şayet süreyi on yıla çıkarırsan, o da senin ikramın olur.

Ben seni zahmete sokmak istemem. İnşaallah benim dürüst bir insan olduğumu göreceksin.”

 

28 – MUsa: “Bu seninle benim aramızdaki bir sözleşmedir.

Bu iki müddetten hangisini yerine getirirsem buna itiraz edilemez.

Yaptığımız bu sözleşmeye Allah da şahit olsun.” dedi.

29 – MUsâ müddeti tamamlayıp ailesiyle Mısır tarafına doğru yolda giderken, dağ tarafında bir ateş fark etti.

Ailesine: “Durun, dedi, ben bir ateş farkettim.

Gideyim belki yol hakkında bir bilgi alır,

veya bir ateş koru getiririm de ateş yakıp ısınma imkânı bulursunuz.” [20,10] {KM, Çıkış 3,1}

Hz. MUsâ kıssasında geçen dağ, Sina dağıdır.

30 – Oraya varınca kutlu mekândaki vâdinin sağ tarafında bulunan ağaçtan şöyle nida edildi:

“Ey MUsa! Rabbülalemin olan Allah Ben’im.”

31 – “Haydi asânı yere bırak.”

MUsâ onun çevikçe hareket eden bir yılana dönüştüğünü görünce derhal kaçtı, bir kere olsun dönüp arkasına bile bakmadı.

“Gel MUsâ! Endişe etme, çünkü sen güven içinde olanlardansın.”

32 – “Elini koynuna sok! Şimdi çıkar:

İşte kusursuz, pırıl pırıl ışık saçıyor.

Yılana karşı korkudan ötürü tavır alma saikiyle kanat gibi açılan kollarını kendine çekip toparlan, korkma artık!

İşte bunlar, Rabbin tarafından Firavun ile onun ileri gelen yetkililerine gönderilen iki mUcizedir.

Onlar gerçekten iyice yoldan çıkmış bir gürUhtur.”

33 – “Ya Rabbî! dedi, Ben yanlışlıkla onlardan bir adam öldürdüm, bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.”

34 – “Kardeşim Harun’un ifadesi benimkinden daha düzgündür,

onu da benimle beraber yardımcı olarak görevlendir ki beni tasdik etsin,

Doğrusu beni yalancı saymalarından endişe ediyorum.” [20,26-30]

35 – Allah Teâla şöyle buyurdu: “Seni kardeşinle destekleyeceğiz, 

size öyle bir kudret vereceğiz ki ayetlerimiz sayesinde onlar size el uzatamayacaklardır.

Siz de size tâbi olanlar da, mutlaka galip geleceksiniz.” [20,36; 19,51; 5,67; 33,69; 58,21; 40,51-52]